Bediüzzaman.Net
 
 
 
   Açılış Sayfası Yap  
  
Sık Kullanılanlara Ekle 
  
Tavsiye Et
    Haber Arama:


 

   
 Tüm Haberler:    
 » Akademi

» Hakimler Nursi'nin davasında anayasayı çiğnedi

» RİSALE-İ NUR'A GÖRE AÇILIM TOPLANTISI

» Prof. Dr. Ian S. Markham’ın "Bediüzzaman Said Nursi’ye Muhatap Olmak" isimli kitabı çıktı.

» Bediüzzaman’ı Pakistan’a tanıtan profesör vefat etti

» "Risale-i Nur'un Anahtar Kavramları" kitabının yazarı Prof. Dr. Ferid El-Ensari Hakk’ın rahmetine kavuştu

» İmam Ali Zeynelabidin’in Dua Mecmuası "Sahife-i Seccadiye" Türkçe açıklamasıyla birlikte yayınlandı

» Bu Yıl Asya’da Risale-i Nur Rüzgarı Esecek

» Yeni Mesnevi-i Nuriye tercümesi çıktı

» İstanbul İlim Kültür Vakfı hizmet bülteninin 3. sayısı çıktı

» KAZABLANKA'DAKİ 13. ULUSLARARASI BEDİÜZZAMAN SEMPOZYUMU İLGİ ODAĞI OLDU

» Durham Üniversitesinde Said Nursi Konferansı

» Bediüzzaman’ı Pakistan’a taşıyan adam

» Ümit Burnu’ndan tüm insanlığa Risale-i Nur reçetesi

» Nur kahramanları rahmetle yadediliyor

» Risale-i Nur Hizmetkarları AĞABEYLER ANLATIYOR 2 Nesil Yayınlarında çıktı

- 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7
 
Tarih:

Bu Yıl Asya’da Risale-i Nur Rüzgarı Esecek


Risale-i Nur’a olan ilginin her geçen gün arttığı ve akademik düzeylere ulaştığı Asya ülkelerinde çalışmalar, Temmuz ayında yapılacak sempozyumlarla devam edecek.

Endonezya ve Filipinler’de yapılacak olan sempozyumlara dünyanın dört bir yanından akademisyenler katılacak.

ENDONEZYA SEMPOZYUMLARI

1-Sosyal Mutabakatın Tesis Edilebilmesi İçin Dinlerarası Anlayışın Güçlendirilmesi: Said Nursi’nin Dünya Barışı ve İslam’ın İhyasına Dair Fikir ve Eylemleri adlı sempozyum 23 Temmuz’da Cakarta Muhammadiyah Üniversitesi’nde düzenlenecek.

Güneydoğu Asya’dan pek çok akademisyenin yanında ülkemizden de katılımcıların olacağı sempozyumun konusu ve amaçları ise şöyle:

Emperyalist ülkelerin, işgal ettikleri bölgelere kendi ideolojilerini empoze etmeleri neticesinde dini yaşayış zayıflamıştı. Geçtiğimiz yüzyılda hem artan sömürgeci faaliyetlere, hem bu gayri-İslami fikirlere tepki olarak; hem de dini yaşayışın tekrar hayatın merkezine alınması gayesiyle Türkiye’nin de içinde bulunduğu İslam âleminde ihya hareketleri başladı.

Bu ihya sürecinde Müslümanların sömürgecilerin hareket ve fikirlere karşı verdikleri mücadele, aynı ortamda hayatlarını sürdüren farklı dinlerin mensupları arasında birtakım yanlış anlaşılmalara yol açtı. Bunun da daha geniş çapta ve küresel düzeyde, İslam için, birçok sosyal ve kültürel olumsuz sonuçlar vermiştir.

Günümüzde de yoğun biçimde şahit olduğumuz gibi; farklı gruplar arasındaki önyargılar ve bunlardan neş’et eden düşmanlık hisleri sosyal çatışmalara yol açmakta ve sosyal mutabakatı tehlikeye düşürmektedir.

Bu bağlamda birçok dini lider ve kanaat önderi bu mühim meseleye eğilmiş ve bu soruna çözüm üretmeye çalışmışlardır. Bediüzzaman Said Nursi de bunlardan biridir. O, bir yandan seküler dünyada halkın yaşayışında dinin tekrar merkezi bir yer edinmesi için uğraşıyor; ancak diğer taraftan artık hiçbir bölgenin tek bir inanç sistemine indirgenemeyeceğinin de farkındaydı. Toplumlar, farklı din ve kültürlerden insanların yaşadığı, homojen olmayan bir yapıya bürünmüştü. Aynı topraklarda barış içinde beraberce yaşanabilmesi için karşılıklı anlayışın tesis edilmesi, iletişim kanallarının açık olması ve sosyal mutabakata zarar veren husumetin önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yapıyordu.

Bu sempozyum;

· “Müslümanların, modern dünyada kendi inançlarından taviz vermeden, farklı dinlerin mensuplarıyla işbirliği içinde yaşamasının yollarını, Said Nursi’nin konu hakkındaki fikirlerini referans alarak sorguluyor.

· Bu soruna çözüm arayan ve değişik fikirler serdeden Güneydoğu Asya bölgesindeki (Malay dünyasındaki) düşünürlerin fikirleri ve tarzları ile Bediüzzaman’ın fikirleri ve tarzı karşılaştırılarak, bölgedeki sorunlara çözümler üretilmeye çalışılacak.

· Bu sempozyum aynı zamanda, üç yüz milyondan fazla Müslüman’ın yaşadığı Güneydoğu Asya’da Bediüzzaman’ın fikirlerinin tanınması ve yayılması amacını da taşıyor.

Bu sebeple ard arda gerçekleştirilecek olan sempozyumlardan ilki Endonezya’nın başkenti Cakarta’da, ikincisi ise Filipinler’in başkenti Manila’da olacak.

2-“İslamî Eğitimin, İslamî İhyanın Yeniden Düşünülmesi ve Bunun Sosyal Mutabakata Katkısı” başlıklı sempozyum ise 26 Temmuz 2009 tarihinde Endonezya’nın Bangka Belitung eyaletinde gerçekleştirilecek.

Sempozyumun tanıtım bildirgesinde yer alan bilgiler şöyle:

Amaç:

Genelde üniversite öğrencilerinin, özelde ise Bangka Belitung Eyaleti’nde yaşayan ve burada eğitimlerini sürdüren Müslüman öğrencilerin İslamiyet’in modern, ılımlı ve demokratik değerleri konusunda bilgi düzeylerinin ve anlayışlarının arttırılması.

Program sonunda, hedef kitlenin şu konularda aydınlanmış olması düşünülüyor:

1. İslami eğitimin, sosyal mutabakatın gelişmesi sürecinde, teorik ve uygulamalı yönlerinin Bediüzzaman’ın görüşleri çerçevesinde değerlendirilmesi.

2. İslami çalışmalar bağlamında İslamî uyanışın ve bunun sosyal mutabakatın geliştirilmesine olan katkısının, Bediüzzaman’ın bakış açısına göre tanımlanması ve incelenmesi.

3. Güncel içtimai meselelerin çözümlerinin Bediüzzaman’ın görüşleri bağlamında daha iyi anlaşılması.

FİLİPİNLER’DE BEDİÜZZAMAN SEMPOZYUMU

Filipinler Risale-i Nur Enstitüsü ve Özerk Müslüman Mindanao Bölgesi Yüksek Öğretim Kurumu işbirliğiyle, “Daha İyi Bir Dünyanın İnşasında Adaletin Rolü” konulu uluslar arası sempozyum, 20-21 Temmuz ‘da Filipinler’de düzenlenecek. Tanıtım yazısında, sempozyumun amaçları ve başlıca ele alınacak konular şöyle:

Tarih boyunca, dayanışmanın ve uyumun birçok güzel örneği bulunmasına rağmen, insanlık hiçbir zaman ihtiraslarından kurtulamamış ve bu hırsları çatışma ve yıkımları netice vermiştir. Bu durum 20. Yüzyılda daha vahim bir şekilde devam etmiş, savaşları, hastalıklar, yıkımları beraberinde getirmiştir. Bu yüzden insanlık her zaman, özellikle günümüzde, daha adaletli bir dünya arayışında olmuştur. Bu arayışlara etkili ve kalıcı çözümler bulunmaya çalışılmış; bu çözümler ise tarih boyunca dinler tarafından sağlanmıştır. Adaletin insan hayatının her alanında tesis ve muhafaza edilmesi için en makul prensipleri ise Kur’an yani İslamiyet getirmiştir.

Amaçlar;

1. Adalet kavramının özünün, boyutlarının, öneminin, fonksiyonlarının anlaşılması ve adaletin insan onuruna yaraşır bir şekilde tesisi için yolların ve metodların aranması.

2. Sosyal adaletsizliğin sebep olduğu karışıklıkların soruşturulması ve adaletli, barışçıl toplumların oluşması için alternatif sistem, program ve adımların önerilmesi.

Bu bağlamda Bediüzzaman’ın bireyler ve toplumlar için ve küresel düzeyde adaletin tesisi için öngördüğü çözüm yolları temel referans olarak alınacaktır.
www.barlaplatformu.org

ENDONEZYA’DA AYETÜ’L-KÜBRA RİSALESİ TANITILDI

13 Mayıs 2009 tarihinde, Endonezya’nın Palembang şehrinde bulunan Raden Fatah İslam Enstitüsü’nde, Âyetü’l Kübrâ’nın Endonezya diline tercümesinin tanıtım semineri tertip edildi. Seminere 80 civarında üniversite öğrencisi iştirak etti. Konuşmacılar; İslam Eğitimi Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Dr. İsmail Sukardi ve Ulema ve Ümera Kardeşlik Forumu’nun sekreteri H. Ömer Said’di.

Ayetü’l-Kübra’da İki Tür Ayet de İç İçedir
Dr. İsmail Sukardi, tebliğinde, Âyetü’l-Kübrâ’da temel iki bahsin olduğunu, bunların kâinattan Halıkını soran bir seyyahın müşâhedâtı yani “Allah’ın varlığı” ve tevhidin delilleri yani “Allah’ın birliği” olduğunu belirtti. Birinci babda Bediüzzaman’ın, âlemdeki her şeyin Allah’ın varlığına delil olduğunu gösterdiğini ve ikinci babda ise; yine kainatta görünen Ulûhiyet, Fettâhiyyet gibi açık hakikatleri delil getirerek vahdeti isbat ettiğini söyledi. Bediüzzaman’ın metod olarak ise; Kur’an’da da yer alan temsil metodunu kullandığını izah etti. Âyetü’l-Kübrâ’da naklî âyetler ile kevnî âyetlerin iç içe ve beraberce kullanıldığını vurguladı.
Dr. Sukardi, Âyetü’l-Kübrâ’da birkaç önemli mesajın yer aldığını; bunlardan birincisinin, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını anlamak için âlemdeki mahlûkatı incelemek; ikincisinin, kâinatı anlamakla kâinatın boş yere yaratılmadığını ve bir gayesinin olduğu idrak etmek ve üçüncüsünün ise, bütün mahlukatın kendi dilleriyle Allah’ı tesbih, tehlil, tahmid ettiğini bilmek olduğunu belirtti.

Bediüzzaman Ulü’l-Elbab’dandır
İkinci konuşmacı olan Ömer Said ise tebliğinde Âyetü’l-Kübra’nın, komünizmin Türkiye’ye girmesine engel olmak için yazıldığı görüşünü ifade etti. Bediüzzaman’ın, Âyetü’l-Kübrâ’da, akıl ve kalbi birleştirdiği tesbiti üzerinde durdu. “Said Nursi çok ihlaslı olduğu için okuyanları etkilemektedir.” dedi. Üstad’ın Allah’tan başka kimseden korkmadığını ve Kur’an’daki “Ulü’l-Elbâb ” tabirine mazhar olduğunu söyledi. “Ulü’l-Elbâb’dan maksad; insanın sadece Allah’a müteveccih olması ve her amelinde Allah’ın rızasını gözetmesidir.” diye izah etti.



CAKARTA SYARIF HİDAYATULLAH DEVLET ÜNİVERSİTESİ’NDE ÂYETÜ’L-KÜBRÂ’NIN TANITIM SEMİNERİ
14 Mayıs 2009 tarihinde Syarif Hidayatullah Devlet Üniversitesi’nin Usûlü’d-Din Fakültesi’nde 60 civarında öğrenci ve öğretim görevlisinin iştirak ettiği Âyetü’l-Kübrâ tanıtım semineri tertib edildi. İki konuşmacı tebliğ sundu. Birincisi, master ve doktorasını Türkiye’de yapmış olan Dr. Nur Rofiah idi. İkincisi ise, Usûlü’d-Din Fakültesi’nin Akide ve Felsefe bölüm başkanı Dr. Syamsuri idi.
Dr. Nur Hanım tebliğinde, ilk önce Bediüzzaman ve Risale-i Nur’ları kısaca tanıttı. Türkiye’deki İslam’dan bahsetti. “Âyetü’l-Kübrâ’da hedef okuyucu kitlesi, bu kâinatı iman şuurundan ayrı düşünen bilim camiası ve Allah’ın kevnî bir âyeti olarak kâinata nasıl bakılması gerektiğini düşünen müminlerdir.” dedi. Tefsir ehlinin genellikle Kur’an’daki kevnî âyetleri ihmal ettiğini ifade ettikten sonra Üstad’ın bu noktada bir öncülükte bulunduğunu arz etti.

Hakka’l-Yakîne Ulaşılabilir
İkinci konuşmacı Syamsuri Bey tebliğinde, Bediüzzaman’ın Âyetü’l-Kübrâ’da üç yaklaşım kullandığını ve bunların kozmoloji delili, kalbî delil ve teleoloji delili olduğunu söyledi. Kozmoloji delilinin sema, bulut, nebatât gibi âlemdeki varlıkları okumayı ve tefekkür etmeyi sağladığını; kalbî delilin, insanın vicdan yoluyla hakikati aramasını sağladığını ve teleoloji delilinin ise kâinattaki intizam, tesanüd, teavün sırlarıyla kâinatın, kendi yaratıcısına ulaşmaya vesile olduğunu izah etti.
Dr. Syamsuri’ye göre Âyetü’l-Kübrâ’dan alınacak dersler eğer anlaşılır ve hayata tatbik edilirse; insanın ilme’l-yakînden başlayıp hakka’l-yakîne varan hakiki imana ulaşmasına vesile olacaktır.
Her iki seminerde de Âyetü’l-Kübrâ başta olmak üzere diğer tercümeler kitap standında teşhir edildi. Daha fazla resim görmek isteyenler www.risalahnur.com sitesinin “bedah buku” bölümüne bakabilirler.

www.barlaplatformu.org

* Bu haber Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmıştır. Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

  Haber hakkındaki yorumlar
Bu haber hakkında henüz yorum yok 
 
Risale-i Nur
 Türkçe

 عربي

 English
 Español
 Français
 Deutsch
 Pусский

 فارسي

 Македонец
 Azeri
 Shqip
 Melayu
 Bosanski
 Swahili
  Kurdî
汉语 - Chinese
Kазахский
Kırghız
Afgan
Узбек
Georgian
Татарстан
Turkmen
Português
Italiano
日本語
Bulgarian
Românesc
  български
  اردو
 
MORAL FM
 

Risale-i Nur Araştırma Merkezi
e-mail:
soz@bediuzzaman.net - bilgi@bediuzzaman.net
Adres: Sanayi Caddesi Bilge Sokak No: 2 Yenibosna / İstanbul Tel: 0212 551 32 25 - Fax: 0212 551 26 59